Nature Nanotechnology Dergisinde Üniversitemiz İmzalı İkinci Makale
Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Şen’in “Molecular recognition using corona phase complexes made of synthetic polymers adsorbed on carbon nanotubes” isimli makalesi etki faktörü 31.7 olan ve Nanoteknoloji alanının en saygın dergilerinden biri olan “Nature Nanotechnology” dergisinde basılmıştır. Dr. Şen, ‘Yapılan bu çalışmanın sensör biliminde çok önemli bir yere sahip olduğunu ve bu çalışmanın ışığında Alzheimer, Parkinson vb gibi çok sayıda hastalığın önceden tespitine yönelik çalışmalar yapıldığını’ ifade etti. Ayrıca yine bu çalışmanın paralelinde B2 ve E gibi vitaminleri ayrı ayrı tespit edebilen sensörlerin geliştirildiği ve bu çalışmaların artarak devam ettiği belirtildi. Dr. Şen ‘Sadece bu çalışma sağlık alanında kalmayıp dünyada ‘TNT’ gibi dinamit içeriği olan malzemelerin önceden tespit edilmesini sağlayacak biyosensör çalışmalarının üniversitemiz bünyesinde yapılmasının planlandığını ifade etti. Özellikle askeri açıdan çok önemli olabilecek bu çalışmaların çok kısa bir sürede bitirilmek istendiği ve ülkemize yararlı gelişmelerin yapılmasının öneminden bahseden Dr. Şen son olarak da ‘bu konularla ilgili üniversitemiz bünyesinde Avrupa Birliği projeleri yazılmış olup Türkiye genelinde her türlü ortak çalışmaya açık olduklarını ve bu çalışmaların artarak devam edeceğini belirtti.’ Makale Bilgileri: “Karbon nanotüpler yüzeyine tutturulmuş sentetik polimerlerden oluşan korona faz komplekslerinin yardımıyla moleküler tanımlama - Molecular recognition using corona phase complexes made of synthetic polymers adsorbed on carbon nanotubes” (DOI: 10.1038/NNANO.2013.236)       
Uluslararası Arkeoloji Sempozyumu Yapıldı
Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Arkeoloji Sempozyumu düzenlendi. Sempozyum açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yunus Erdoğan şunları belirtti: “Bilimsel toplantıların bilim hayatımızda çok önemli bir yeri vardır. Gerçekten bu toplantıları düzenlemek çok meşakkatli bir iştir. Sempozyumu düzenleyen Arkeoloji Bölümü’ne teşekkür ediyorum.” Sempozyumun açılışında bir konuşma yapan Arkeoloji Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Nejat Bilgen sempozyumun Erken Tunç Çağının incelendiği bir sempozyum olduğunu kaydederek; Seyitömer Höyük kazılarıyla ilgili bilgiler verdi. Seyitömer Höyüğünün 25 m yükseklikte ve 150x140 m. çapı olduğunu hatırlatan Bilgen, Höyük altında 12 milyon ton kömür rezervinin olduğunu ve Höyük kazısının da bu rezervin çıkarılması için yapıldığını ifade etti. Tarihin Derinliklerinde Birçok Mimari Esere Ulaşıldı İki günde altı oturum halinde devam eden Sempozyumun ilk oturumu Prof. Dr. Aliye Özden’in oturum başkanlığında gerçekleşti. Birinci oturumda “Erken Tunç Çağı’nda Seyitömer Höyük” başlığı altında bir sunum yapan Prof. Dr. Nejat Bilgen,  Tarihin sırlı hazinesi olarak nitelendirilen Seyitömer Höyük’te yüzlerce tarihi eseri gün yüzüne çıkardıklarını belirterek çıkan eserler ve mimari yapılar konusunda bilgiler vererek şunları söyledi: “Seyitömer Höyüğü, Kütahya’nın 25 km kuzeybatısında, Çelikler Seyitömer Elektrik Üretim AŞ. Rezerv sahasında, eski Seyitömer Kasabası’nın bulunduğu alan içerisinde yer almaktadır. Seyitömer Höyük Kazısı Projesinin amacı: höyüğün etkilediği alanda bulunan 12 milyon ton kömürü kullanılabilir duruma getirmek. 2006 yılında başlatılan ve 2006-2013 yılları arasında birçok mimari esere ulaştık.” Bilgen, Seyitömer Höyükte Roma ve Helenistik dönem katmanlarının kaldırıldığını belirterek dönemler ve dönemlerde ilgili kazılarda bulunan buluntular konusunda bilgiler verdi. Bilgen, yaklaşık 8 yılda, 4 tane uluslararası sempozyum gerçekleştirdiklerini bunun yeni kurulmuş bir bölüm için oldukça önemli olduğunun altını çizerek “Bence iki önemli adım var. Biri Seyitömer’de gerçekleştirmekte olduğumuz kazı. İkincisi de bu kazıda çaba gösteren öğrencilerimiz. Bu iki etkenin, bize katkılarıyla 4. Uluslararası Arkeoloji Sempozyumu’nu yapma fırsatını yakaladık.”dedi. Öğr. Grv. Zeynep Bilgen de Sempozyumda Seyitömer Höyük’te bulunan kült kapları konusunda bilgileri dinleyicilerle paylaşırken; yine Seyitömer Höyüğe yakın bir alanda Seyitömer – Arslanlı köyü arasında bulunan Çiledir Höyükte Erken Tunç Çağı Bulgularını Ark. Metin Türktüzün, Ark. Serdar Ünan ve Ark. Semih Ünal paylaştılar.  Sempozyumda gerçekleştirilen oturumlarda; Öğr. Gör. Nazan Ünan, Dr. Nazım Kamış, Yrd. Doç. Dr. Erkan Fidan, Yrd. Doç. Dr. Fikret Özbay, Arş. Gör. Asuman Kuru, Yrd. Doç. Dr. Sinem Türkteki, Arş. Gör. Semra Çarıkoğlu, Prof. Dr. Nejat Bilgen, Prof. Dr. Halime Hüryılmaz, Prof. Dr. Turan Efe, Doç. Dr. Ayşegül Aykurt, Yrd. Doç. Dr. Ralf Becks, Dr. Tayfun Caymaz, Ark. Halil Hamdi Ekiz, Yrd. Doç. Dr. Figen Çevirici Coşkun, Ark. Laura Harrison, Arş. Gör. Rabia Akarsu, Yrd. Doç. Dr. Derya Yılmaz, Yrd. Doç. Dr. Murat Türkteki, Öğr. Gör. Zeynep Bilgen, Dr. Barbara Horejs- Christopher Britsch, Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün- Jesus Gil Fuensanta, Yrd. Doç. Dr. Deniz Sarı, Doç. Dr. Umut Türkcan-Ark. Cansu Topal, Ark. Metin Türktüzün, Ark. Serdar Ünan, Ark. Semih Ünal, Yrd. Doç. Dr. Derya Yalçıklı, Ark. Borislan Ivanov Borsilavov, Dr. Fulya Dedeoğlu yaptıkları çalışmalar konusunda bilgiler sundu.
Tarihin Gizli Hazinesi Seyit Ömer Höyüğün'de
Kütahya İlinin 26. km kuzeybatısında yer alan Seyitömer Höyüğü 150x140 m. çapında 23.5 m. yüksekliğinde eski bir yerleşim yeridir. Höyük mavi yeşil renkli marn adı verilen killi kayalık tabakanın üzerinde oturmakta ve bu tabakanın altında da Linyit kömürü tabakası bulunmaktadır. Seyitömer Höyüğü’nün altında bulunan 12 milyon ton kömür rezervinin kullanılabilir duruma getirilmesi için 1989 yılında Eskişehir Müze Müdürlüğünce başlatılan kazı çalışmalarına 1990 yılında Afyon Müze Müdürlüğünce devam edilmiştir. 1989-1995 yılları arasında yapılan çalışmalarda höyüğün ancak 1/10’luk kısmı kazılmıştır. Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) ve Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TKİ) arasında 5 yıllık bir protokol imzalanarak 2006 yılında Seyitömer Höyüğü kazılarına yeniden başlanmıştır. Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. A. Nejat Bilgen başkanlığında DPÜ-Arkeoloji Bölümü elemanlarınca kazı çalışmaları halen devam etmektedir. 2006 yılından günümüze yapılan arkeolojik kazılar sonucunda, höyüğün 5000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu; Tunç (Orta ve Erken Tunç), Akhaemenid, Hellenistik, Roma, dönemlerinde yoğun olarak iskân edildiği saptanmıştır. I. Tabaka (Roma Dönemi). II. Tabaka (Hellenistik Dönem: M.Ö. 334-30) II-A: Geç Evre. II-B: Erken Evre. III. Tabaka (Akhaemenid Dönem: M.Ö. 500-334) III-A: M.Ö. 4. yüzyıl (400-334) III-B: M.Ö. 5. yüzyıl. IV. Tabaka (Orta Tunç Çağ) IV-A: Geç Evre: (M.Ö. 1750-1700) IV-B: Orta Evre: (M.Ö. 1790-1750) IV-C: Erke Evre: (M.Ö. 20. yüzyıl-19. yüzyıl) V. Tabaka (Erken Tunç Çağ: M.Ö. 3000-2000) V-A: Erken Tunç Çağ III
Haberler
Üniversitemiz İlahiyat Fakültesi Tarafından Kutlu Doğum Haftası Kapsamında Bir Dizi Etkinlik Düzenlendi
Kırk Hadis Okuma Yarışması'nın ardından gül dikimi öncesi konuşma yapan İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli, Allah’ın elçisi bize Kur’an-ı Kerim’i tebliğ etmekle ve aynı zamanda dini yaşatmakla yükümlüdür. O yüzden hadislerimiz önemlidir, dedi. Konuşmasına devam eden Prof. Dr. Bilal Kemikli, bu sene kutlu doğum haftası Üniversitemizde farklı bir mana yüklenerek kutlanıyor. Kutlu Doğum Haftası sebebiyle hadis yarışması yaptık. Öğrencilerimizden, ben ödül için değil şefaat için katılıyorum, gibi cümleler duymak bizi çok memnun etti.  Peygamber Efendimiz bizim ufuk yolumuzdur. Onunla mana kazanıyoruz. Mana kazanmanın en temel yolu Hadis-i Şerifleri ezberlemekten geçiyor, dedi. İslam’ın Kur’an’dan sonra ikinci kaynağı olan hadis-i şerifler Kur’an’ı anlamamız noktasında çok önemli bir yere sahiptir. Zira Kur’an’ın müfessiri olan Efendimiz (sav) hadisleriyle Kur’an’ı tefsir etmiştir. Bundan dolayı Kur’an’ı yani İslam’ı derinlemesine öğrenmek için hadis-i şeriflere başvurmak kaçınılmazdır. İşte bu literatürden bir parça da 40 hadis şerhi geleneğidir. Dini edebi ürünler arasında sayılan bu eserler geniş kitlelere İslam inanç esasları ve ahlakının ulaştırılması ve bir eğitim ve öğretim metodu olması açısından özellikle dikkat çeker. Bu amaçla fakültemizin tecrübeli hocalarından Yrd. Doç. Dr. Selim Arık hocamız da “40 Sahabeden 40 Hadis” adlı çalışmasıyla bu geleneğe yeni bir halka ekledi.  Bu güzel çalışma aynı zaman da Dumlupınar İlahiyat Fakültesi yayınlarından çıkan ilk eser oldu. Böylece yayın hayatına evvela Efendimiz (sav)’in hadislerini konu alan bir eserle başlamak da bundan sonraki yayınların çok feyizli ve bereketli olması için gönlümüzden geçen bir dua ve niyaz oldu. İlahiyat Fakültesi’nin düzenlemiş olduğu yarışmada bu eser kaynak olarak ele alındı ve yarışma Dumlupınar Üniversitesi’nin tüm öğrencilerine yönelik olarak yapıldı. Büyük bir teveccühün gösterildiği yarışmaya katılım da çok yüksekti.  Tatlı bir rekabetle geçen yarışmada birinci Fen- Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümünden Fehmi Çetin; ikinci, İlahiyat Fakültesi’nden Nagehan Altunkaya; üçüncü Mühendislik Fakültesi’nden Mustafa İnalkaç; dördüncü ise İlahiyat Fakültesinden Sevil Dağvcı oldu.  Hakikatte ise yarışmanın kazananları katılan tüm öğrencilerdi. Ayrıca bütün kampüse ve şehre yönelik olarak bir panel gerçekleştirildi. Panele İlahiyat Fakültesi hocalarından Dekan Yardımcıları Yrd. Doç. Dr. Ahmet Türkan, Yrd. Doç. Dr. İlhami Günay ve Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Halis Aydemir konuşmacı olarak katıldılar. Panel, Dumlupınar Üniversitesi TV (dputv.com) tarafından da canlı olarak yayınlandı. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli, üniversite öğretim üyeleri, öğrencilerin takip ettiği panelin açılış konuşmasını yine İlahiyat Fakültesi hocalarından Yrd. Doç. Dr. Ümit Aktı yaptı. Konuşmasında İlahiyat Fakültesi’nin yeni kurulmasına rağmen kendinden emin adımlarla kutlu nebinin yolundan gittiğini belirten hocamız, Hz Peygamber’in bütün gençlere örnek olabilecek yegâne kişi olduğunu vurguladı. “Genç İradesine Sahip Çıkandır!” Akabinde ilk sözü Yrd. Doç. Dr. İlhami Günay’a verdiler. Yrd. Doç. Dr. İlhami Günay’ın paneldeki sunumları, Kur’an-ı Kerim’de Gençlik ve Gençler hakkında idi. Konuşmalarında Kur’an-ı Kerim yaşı, ırkı ve cinsiyeti ne olursa olsun bütün yükümlü insanları muhatap aldığını, ancak ilk indiğinde ona inananların çoğunluğunu gençler oluşturduğunu söyledi. Sonra sözlerini, Kur’an-ı Kerim gençlerin; coşkunluk, idealizm, fedakârlık ve hür fikirlilik gibi öne çıkan vasıflarını Peygamberimiz ’in rehberliğinde iyiliğe yönlendirerek tevhit toplumunu onlarla inşa ettiğini; Rasülullah (s.a.v.)’in çağdaşı gençlerin eğitimini, Kur’an-ı Kerim’in nazari diyebileceğimiz iman, ibadet ve ahlaka ilişkin emir ve yasaklarını önce kendisi uygulamak ve az sayıdaki yetişkin tâbileriyle birlikte gençlerin de uygulamalarını telkin etmekle gerçekleştirdiğini söyleyerek sürdürdü. Konuşmasının sonunda ise, Peygamberimiz ‘in bu husustaki bir diğer uygulamasının ise gençlerin, Kur’an’daki emsallerinin ibretlik hayatlarını çokça okumaları ve dinlemelerini sağlayıp, onlara olumlu rol modeller göstererek telkinlerini müşahhas örneklerle pekiştirmesi olduğunu ifade ettiler. “La Feta İlla Ali, La Seyfe İlla Zülfikar!” Panelin ikinci konuşmacısı olan Yrd. Doç. Dr. Ahmet Türkan da genç sahabelerin ilki olan Hz. Ali’nin ilmin şehri olması, cesareti, şecaati, kahramanlığı ve hitabeti üzerinde durdular. Hz. Peygamberin onu bizzat yetiştirdiğinden bahsettiler. “Vahiy İnsanı Gençleştirir Ve Genç Tutar!” Panelin son konuşmacısı da Doç. Dr. Halis Aydemir oldu. Doç. Dr. Halis Aydemir sözlerine vahyin gençleştirici özelliğinin olduğunu belirterek başladılar ve Hz. Peygamber’in etrafındaki sahabelerin yaşlarının ne olursa olsun bir gençlik dinamizmi ile hareket ettiklerini söylediler. Son sözlerini ise Efendimiz (sav)’in “ Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Çünkü bu gözü ve namusu korumanın en etkili yoludur” hadisini okuyarak bitirdiler. Panelden sonra musiki ziyafeti verildi. “Her-dem Ney” musiki heyeti, ilahi ve kasideleriyle gönül paslarını sildiler. Onları dinlerken dinlendik, dinlenirken demlendik. Musiki heyeti de icrasını tamamladıktan sonra da 40 hadis ezber yarışmasının ödüllerini Prof. Dr. Bilal Kemikli takdim etti. Her yarışmacının ödüllerini almadan önce sahnede bir hadisi şerif okumaları da görmeye değerdi. Panel çıkışında bütün dinleyicilere bu günün anısına Allah Resulu’nün ahlakını okuyup daha yakından tanımaları için Yusuf b. İsmail en-Nebhani’nin “Vesail-i Vüsul ila Şemaili’r-Rasul – Allah Rasulü’nün Ahlakı ve Özellikleri” adındaki eseri dağıtıldı.
CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN ABDULLAH GÜL'DEN ÜNİVERSİTEMİZE ÖVGÜ DOLU SÖZLER
Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL: “Dumlupınar Üniversitemiz Kurumsallaşmış, Kendisini İspat Etmiş Bir Üniversite” Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, Dumlupınar Üniversitesi’nin gördüğü en güzel kampüslerden biri olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Dumlupınar Üniversitemizin çok iyi bir üniversite olduğunu duymuştum, duyduklarım gibi gayet etkileyecek seviyede üniversite olmuş. Biraz sonra Rektörümüz kampüsümüzde nasıl eğitim veriliyor kampüsümüzde neler yapılıyor bizlere bahsedecek. “Gördüğüm En Güzel Kampüslerden Birisi” Üniversitemiz gördüğüm en güzel kampüslerden birisine sahip. Devlet, millet ve kamu üniversitelerimize her türlü desteği veriyor. Onlardan bir tanesi de Dumlupınar Üniversitesi. Üniversitelerden beklentimiz eğitim dünyasına, bilim dünyasına, Türkiye’nin büyümesine, gelişmesine en büyük katkıları yapmalarıdır. Üniversiteler bulundukları şehrin üniversiteleri olmuyor. Bütün Türkiye’ye ve yurt dışına hitap edebilecek ve öğrencilerin gelebileceği üniversiteler olması gerekiyor.  “Dumlupınar Üniversitemizin Bölgeye Çok Büyük Katkıları Olacaktır”  1992’de kurulan Dumlupınar Üniversitemiz kurumsallaşmış, kendisini ispat etmiş bir üniversitedir. Burada gördüğüm faaliyetler, araştırma geliştirme çalışmaları beni etkiledi. Üniversiteler bulunduğu şehrin ve bölgenin gelişmesine her bakımdan; ekonomik, endüstriyel, kültür ve sanat açısından lokomotiflik edecek merkezdir. Üniversiteleri eğitim ve öğretimin ötesinde de düşünmeliyiz. Hocalar ders anlatan değil bilimsel faaliyetleri olan, araştırma geliştirme faaliyetleri olan, sanat kültür faaliyetleri olan kurumlardır. Bu anlamda Dumlupınar Üniversitemiz çok hızlı bir şekilde ilerlemiş ve bu anlamda Dumlupınar Üniversitemizin bölgeye çok büyük katkıları olacaktır. Tekrar Üniversitemizi ziyaretten büyük memnuniyet duyuyorum.”  Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ü Üniversitemizde görmekten onur duyduğunu söyleyen Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Karaaslan, “Dumlupınar Meydan Zaferinin kazanıldığı bu topraklara ve adını Kurtuluş Savaşı’nın kazanıldığı yerden alan Üniversitemize hoş geldiniz. Ziyaretiniz bizleri fazlasıyla onurlandırmış, çalışma azmi ve heyecanımıza güç katacaktır.  Şahsım, öğretim üyesi arkadaşlarım ve diğer çalışma arkadaşlarım adına en kalbi şükran ve teşekkürlerimi arz ediyorum. saygılar sunuyorum. ”dedi.  Konuşmaların ardından basına kapalı devam eden ziyarette Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Karaaslan, Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e, Üniversitemiz birimleri, eğitim ve eğitim programları ile projeleri konusunda bir brifing verdi. Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Karaaslan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dumlupınar Üniversitesi, gerçekleştirmek istedikleri projeleri çok beğendiğini ifade ederek, “Kütahya’da hafızamda kalacak en önemli yerlerden birisi Dumlupınar Üniversitesi” dediğini ifade etti. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün Üniversitemizi ziyaret programı yaklaşık bir saat sürdü.    Özel Başaran Yıldız Öğrencileriyle Hatıra Fotoğrafı   Dumlupınar Üniversitesi Vakfına ait Başaran Yıldız İlköğretim Öğrencileri Rektörlük ziyaretinde Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e çiçek takdim ettiler. Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Peygamber Efendimize Mektup” yarışmasında birinci olan Başaran Yıldız İlköğretim Öğrencisi Ceren Buharalı isimli öğrenci, rektörlük girişinde Cumhurbaşkanı Gül’e ödüllü çalışmasını takdim etti. Öğrencilere teşekkür eden Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ile öğrenciler hatıra fotoğrafı çektirdi. http://www.tccb.gov.tr/haberler/170/89180/kendini-ispatlamis-olan-dumlupinar-universitesi-tum-bolgeye-katki-saglamaktadir.html
Üniversitemiz Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi İlk Sertifikasını Dağıttı
Üniversitemiz  Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Biriminin organizasyonuyla gerçekleştirilen “Büro Yönetimi, Protokol Yönetimi ve Diksiyon ve Konuşma Eğitim Programı’nı, başarıyla tamamlayan Özel Kalem Personeli Katılım Sertifikalarını Rektörlük Senato Salonunda aldı.   Programda açılış konuşmasını yapan DPÜ Sosyal Sorumluluk Projeleri Yöneticisi Prof Dr. Osman Şan şunları söyledi: “Büro yönetimi bir sanattır, protokol yönetimi bir sanattır, güzel konuşmak bir sanattır. Sanatın bir de bilim yönü vardır. Bu bilimi elde eden insanlar sanatlarını daha güzel icra ederler. Burada bir konuya dikkat çekmek isterim: Her sanatkârın bir öğretmeni vardır ve yetiştirdiği insanlar bir kuşak sonrasının öğretmenidirler. Anadolu pedagojisinde bu gelenek yüzyıllar boyu uygulanmıştır. Bugün bu yöntemin gelişmiş şeklini Üniversitemiz Sosyal Sorumluluk Projeleri yönetim birimi yapmaktadır.”   Prof. Dr. Şan konuşmasına şöyle devam etti: “SSP bir fikir olarak doğdu ve fikirler topluluğuna dönüştü. SSP bir Efkar-ı umumiyedir. İnsanlık adına fayda üretmede sorumluluk alır. Bunu projeler kapsamında hayata geçirir. Bugün bu ihtiyaç kardeşlik bilinciyle herkesin fikirlerine kulak vererek sorumluluk bilinciyle bünyemize alıp diksiyon ve güzel konuşma projesi kapsamında hayata geçirildi. Bugün burada yoldaşlar var. Şehrin öbür ucundan koşup gelen ve ben de varım diyen var. SSP olarak ellinin üzerinde proje askıya çıkarıldı. Kardeşlik bilinciyle bu projeler sahipleniliyor. Projeler sonunda Sosyal Sorumluluk Projeleri Yönetim Birimi sertifikalarını vermeye başladı. Üniversitemizin senatosunda SSP'nin sertifika verebileceği tespit edildi ve yetkinlik kendisine verildi. Tüm senato üyelerimize ve çalışma kurulu üyelerimizden Öğr. Grv. Hülya Çınar’a ve Yrd. Doç. Dr. Fulya Ünal Topçuoğlu’na gönüllü olarak vermiş oldukları eğitim için teşekkür ediyoruz. Sertifikalarını almaya hak kazanmış personelimizi kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.”  Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Erdoğan sözlerine Sosyal Sorumluluk Projelerini gerçekleştirmiş olduğu bu programdan dolayı tebrik ederek başladı ve şöyle devam etti. “Burada kendinizi her zaman önemli hissetmenizi istiyoruz. Sizler bizim için çok değerlisiniz. Üniversitemize gelen öğrencilerimizi, misafirlerimizi öncelikle sizler karşılıyor, sizler uğurluyorsunuz. Yapmış olduğunuz işler ile üniversitemize hizmet anlamında büyük değer katıyorsunuz. Her zaman kendinizi geliştirme çabası içerisinde olun. Değerli öğretim üyelerimize de hazırlanan eğitim programında gönüllü olarak vermiş oldukları eğitimden dolayı teşekkür ediyorum.” dedi ve Sosyal Sorumluluk Projeleri Çalışma Kurulunda yer alan Yrd. Doç. Dr. Fulya Topçuoğlu Ünal ile Öğr. Grv. Hülya Çınar’a vermiş oldukları eğitimden dolayı teşekkür belgelerini takdim etti.  Sosyal Sorumluluk Projeleri Eğitim Programına katılan personelinin çoğunluğunun bayan olmasına dikkat çeken Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Bayram ise günümüzde çok yaşanan Kadına Şiddet olaylarına karşı personelimizi, bir araya gelerek proje çalışması yapmaya davet etti.  Konuşmaların ardından Katılım Sertifikaları verildi. Programın sonunda açılacak olan Sertifika Programları ile ilgili yapılan ankette öncelikli olarak “İletişim” üzerine eğitim düzenlenmesinin istendiğini belirten Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Şan, bu konuda Sosyal Sorumluluk Projeleri Çalışma Kurulu üyesi ve Rektör Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Derya Ergun Özler ve Yrd. Doç. Dr. Ceren Giderler’den yeni bir Sertifika Eğitim programı sözü aldı.  Programa Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yunus Erdoğan, Mühendislik Fakültesi Dekanı ve aynı zamanda SSP Yöneticisi Prof. Dr. Osman Şan, Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Bayram,  SSP Kurulu Üyeleri Rektör Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Derya Ergun Özler,  Yrd. Doç. Dr. Ceren Giderler, Yrd. Doç. Dr. Fulya Ünal Topçuoğlu ve Öğr. Grv. Hülya Çınar ile sertifikalarını almaya hak kazanan Üniversitemiz birimlerinde görev yapan Özel Kalem Personeli katıldı.
Romanya'da Bahar Osmanlı Karanfil ve Laleleriyle Açtı
Üniversitemiz Dış İlişkiler Şube Müdürlüğü’nce gerçekleştirilen Erasmus Personel Hareketliliği kapsamında “2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı Erasmus Personel Hareketliliği Seçimi’nde” Romanya Unversitatea De Arta Sı Design Cluj-Napoca Üniversitesine  ders vermek üzere giden Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Pınar Yazkaç Romanya’da “My Impressıon” adlı 6.Kişisel Resim Sergisini açtı.Serginin açılışını De Arta Sı Design Cluj-Napoca Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Ioan Sbarcciu ve Erasmus Koordinatörü ve Öğretim Üyesi Donia Lenei yaptı.  Sergisini tarihi galeri Casamatei’de açan Yrd.Doç.Dr.Pınar Yazkaç sergide resimlerinde kendi izlenimlerini, Anadolu’nun parlak ve canlı renkleriyle harmanlayarak ürettiğini belirtirken sanat anlayışını şu sözlerle özetledi. “Özlediğim coğrafyaların adsız renkleri, adsız mekânlarında kokularını aldım. Resimlerim yaşadıklarımdan bende kalanlardır.”   Romanya’da Bahar Osmanlı Karanfil ve Laleleriyle Açtı   Yrd. Doç. Dr. Pınar Yazkaç; Klasik Türk Sanatlarımızdan Ebruyu ve Osmanlı hasbahçe çiçeklerinden lale ve karanfil konulu “Once The Ottoman Empire Carnation” ebru sergisini Romanya Galeri Casamatei’de açtı.  Ebru Sergisi büyük ilgi ve beğeni toplarken Yazkaç Romanyalılar tarafından Ebru sanatının Türk sanatı olduğunu Avrupa’da Türk mermer kâğıdı olarak bilindiğini vurguladı. Sanatçı Yrd. Doç. Dr. Pınar Yazkaç; Romanyanın Cluj –Napoca eyaletinde anlaşmalı olunan Sanat ve Tasarım Üniversitesinde (Unversitatea De Arta Sı Design Cluj-Napoca) ; Geleneksel Türk Ebru Sanatını anlatan bir konferans verdi. Grafik ve Resim bölümlerinden katılan öğretim üyelerinin ve öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşen canlı Ebru uygulamalarını ders olarak anlattı ve gösterdi.  Üniversite Rektörü Radu Solavastru ve Dekanı Prof.Dr.IoanSbarcciu bizzat bulunarak Ebru uygulaması yaptı. Dekan yardımcısı Gabrialla Rostas Öğretim üyelerinden Ioana Olahut, İoana Popa, Cristina Coldeave çok sayıda resim, grafik ve fotoğraf bölümü öğrencileri ebru uygulamasına katıldı.  Yrd. Doç. Dr. Pınar Yazkaç ayrıca; Çağdaş Türk Resmine uzun yıllar hizmet eden ve Türk Resmini Avrupa’da ve Amerika’da çeşitli müze ve sanat fuarlarında açtıkları yüzlerce sergi ile dünyaya tanıtmaya çalışan iki değerli ressamı; Bedri Rahmi’yi ve eşi Eren Eyüboğlu’nu Romanya Cluj-Napoca Sanat ve Tasarım Fakültesinde verdiği konferansla ve sunumlarla anlattı.  Yazkaç konferansta Bedri Rahmi’yi ve eşi Eren Eyüboğlu’nu, ressam, ozan, yazar, kalıbına sığmaz coşkulu bir kişilik olduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etti. “Bedri Rahmi Türk resim sanat tarihine derin izler bırakan güçlü bir sanatçıdır. “Bedri Rahmi’nin resimlerindeki başarısı ve evrenselliğe ulaşmasındaki en önemli nokta; Anadolu’yu keşfetmesidir. Bedri Rahmi, Anadolu’nun kilimi, motifleri, taşı, böceği, ateşi, çiçeği yani her şeyine vurulur. Batıdan aldığı argümanları harmanlayarak kendine özgü bir Anadolu mitolojisi, Anadolu ikonografisi kurgulamaya başlar ve bunu modern resmin imkânlarıyla bir tuvale aktarmaya bir resme dönüştürmeye çalışır.” dedi.  
Gediz Sağlık Hizmetleri MYO Sağlıklı Yaşam İçin Pedal Çevirdi
Meslek Yüksekokul Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Murat Sarıkaya’nın organize ettiği ve pedal çevirdiği, okul hocalarından Öğr. Gör. Emsal İbiş’in destek verdiği ve pedal çevirdiği, Okul Sekreteri Mustafa Uluhan’ın güvenlik önlemleri için aracıyla lojistik destek vererek katıldığı bisiklet turu, öğrencilerin katılımı ile Gediz’de ilk kez yapılarak sağlıklı bir şekilde tamamlandı. Tur sonunda Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Murat Sarıkaya yaptığı açıklamada “Bisikletin hayatımızda ve sağlığımızdaki yerinin ne denli büyük olduğunu bir kez daha göstermek için gerçekleştirdiğimiz tur, gençlerimizin bisiklet sporuna ve sağlıklı yaşama özendirilmesi amacı ile düzenlendi. Bisiklet turumuza 27 öğrenci arkadaşımız dağ bisikletleri (MTB) ile katıldı. Gediz Sağlık Hizmetleri MYO yerleşkesinden start alan turumuz zorlu doğa koşullarına uygun dağ bisikletlerimizin (MTB) eşliğinde Gediz Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Kampüsü- Eski Gediz-Akçaalan Beldesi -Kayacık Mevkii-Eski Gediz- Gediz Merkez şehir turu-Adnan Menderes Yaşam Parkı-Gediz Pazarı bitiş noktası olmak üzere 30 kilometre yol alınarak sona erdi. Özel tur performans programı aracığıyla yaptığımız ölçümde ortalama 17 derece hava sıcaklığında Gediz ilçe merkezinden tam olarak 289 metre yükselerek 30 kilometre yol aldık. Öğrencilerimizin dinlenmesi ve enerji toplaması amacı ile Kayacık Mevkiinde bir mola verdik ve doğanın eşsiz manzarası eşliğinde pikniğimizi yaparak oksijen depoladık. Tur boyunca tüm güvenlik önlemleri maksimum düzeyde idi. Öğrencilerimizin güvenliği için uygun kıyafet, kask ve gerekli ekipmanları temin ettik ve güvenlik anlamında Gediz İlçe Jandarma Komutanlığı’ da bir an olsun yanımızda ayrılmayarak bize verdiği güvenle pedal çevirdik. Bu anlamda Gediz İlçe Jandarma Komutanı Jan. Yzb. Erdoğan Erik’e teşekkür ediyoruz. Merkezinde öğrencilerimizin sağlığı, sosyal ve kültürel aktivitelerinin geliştirilmesi yer alan öğrenci odaklı okulumuzun sağlık için gerçekleştirdiği faaliyetler artarak devam edecektir. Tüm bu faaliyetlerde desteğini esirgemeyen dinamik okul kadromuza teşekkürlerimi sunuyorum .” dedi.
Üniversitemiz, Rusya'nın Saratov Üniversitesi ile İşbirliği Yaptı
Güzel Sanatlar Fakültesi’nin daveti üzerine Üniversitemize gelen Rusya’nın en önemli 21 Üniversitesi arasında yer alan ve en köklü üniversitelerinden biri olan Saratov Üniversitesi akademisyenleri, hem konferans vermek hem de Dumlupınar Üniversitesinin etkin fakültelerinden biri olan Güzel Sanatlar Fakültesi ile işbirliği yapmak ve protokol imzalamak amacıyla çalışma ziyaretinde bulundular. Ziyarette Saratov Devlet Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitü Müdürü Prof.Dr. İnga E. Rahimbayeva, Güzel Sanatlar Enstitüsü eğitimden sorumlu Müdür Yardımcısı Doç.Dr. Svetlana V. Protasova ve Türk Dili ve Kültür Merkezi Müdürü Dr. Alim Abidulin hazır bulundular. Prof.Dr. İnga E. Rahimbayeva, “DPÜ WEB TV’de canlı olarak yayımlanan “Rusya'da Sanat Eğitimi: Eğitim Programları, Öğretim Metotları ve Materyaller” konulu bir konferans verdi. Konferans yoğun ilgiyle izlendi. Saratov Üniversitesi’ndeki hem lisans hem de lisansüstü eğitim programlarının içeriği, derslerde uygulanan öğretim yöntemleri ve yurtdışından gelecek olan öğrencilere sunulan imkânların neler olduğu üzerinde durdu. Konferans sonrasında Prof. Dr. İnga E. Rahimbayeva öğrencilerin ve akademisyenlerin sorularına da yanıtlar verdi. Konferans sonrası, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin fiziki imkânları incelendi ve GSF. Dekanı Prof. Dr. Ahmet Altuncu, Doç. Dr. Levent Mercin, Yrd. Doç. Dr. Mahmut Ayhan ile Yrd. Doç. Dr. Pınar Yazkaç’ın da hazır bulunduğu görüşmelerde Üniversitemiz Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki öğretim programları hakkında bilgiler verildi.  Misafirler, yapılan görüşmeler sonrasında Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Kaan Erarslan’a Üniversiteyi çok beğendiklerini, burada olmaktan çok mutlu olduklarını ifade etti. Aynı memnuniyeti kendilerinin duyduğunu belirten Prof. Dr. Kaan Erarslan, sadece Güzel Sanatlar alanında değil diğer fakültelerle de bu işbirliğini geliştirebileceklerini ifade etti. Yapılan görüşmelerin ardından iki üniversitenin birimleri arasında karşılıklı öğrenci, öğretim elemanı değişimi başta olmak üzere, proje hazırlama, etkinlik düzenleme, bilimsel araştırmalar yapma ve program açma faaliyetlerinin ilk adımı atılarak GSF Dekan Vekili Prof. Dr. Ahmet Altuncu İle Saratov Devlet Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitü Müdürü Prof.Dr. İnga E. Rahimbayeva iki üniversite arasında işbirliğini ön gören protokolü imzaladılar.
Üniversitemizde Son Teknoloji İle Donatılmış Laboratuvar Hizmete Girdi
Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümü yeni laboratuvar hizmet binasının açılışında konuşma yapan Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karaaslan, Üniversitemizi ileri ufuklara taşıma adına ortaya konulan hedeflerden birine daha ulaşmanın mutluluğu içerisinde olduğunu ifade etti. 21 yüzyılda yüksek teknolojinin egemen olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ahmet Karaaslan,“21 yüzyıl yüksek teknolojinin, hızın, kalitenin ve bütün bunları gerçekleştirmek üzere rekabetin egemen olduğu bir dünya olarak karşımıza çıkıyor. Eğer biz bu yarışta elimizi çabuk tutarak dünya ile yarış edebilecek seviyeyi yakalayamazsak, sözde bir eğitim, sözde bir araştırma ile kendimizi avuturuz. 1970’lerde Güney Kore Türkiye’den çok gerilerde, kendi kabuğunu kırmaya çalışan küçücük bir ülkeydi. Bugün ortaya koyduğu doğru hedeflerle, çalışkan milletiyle Japonya’yı bile bazı alanlarda geçecek başarıyı yakalamış bulunuyor. Bizler büyük bir imparatorluğun varisleri olarak devlet kurma tecrübesine sahip milletin çocukları olarak küçük bir ülkeyle kendimizi kıyaslamak gibi bir durumda kalmamalıyız. Her alanda devlet kurma tecrübesinin getirdiği engin deneyim, diğer taraftan yetenekli insanlarımızla ve kocaman coğrafyada çok daha iyi, çok daha büyük hedefleri çok rahatlıkla gerçekleştirebiliriz.” dedi. “Biz elimizdeki imkânlar ölçüsünde bütün fakültelerimizi, bütün bölümlerimizi çağın gerektirdiği düzeylere getirmek üzere elimizde ki imkânları seferber ediyoruz” diyenProf. Dr. Ahmet Karaaslan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz laboratuvarlarda gençlere çağın gerektirdiği tecrübeyi kazandırırken aynı zamanda büyük millet ve devlet olmanın onurunu tekrarlamalıyız. Hangi ders okutulursa okutulsun yanında milli kültürün, medeniyetin unsurlarının da anlatıldığı kapsamlı bir perspektif içerisinde gençleri hayata hazırlamalıyız. Gelişmenin, ilerlemenin, kendini yenilemenin sınırı yok. Biz elimizdeki imkânlar ölçüsünde bütün fakültelerimizi, bütün bölümlerimizi çağın gerektirdiği düzeylere getirmek üzere elimizde ki imkânları seferber ediyoruz etmeye de devam edeceğiz. Bu çalışmaları bir anda yapamıyoruz çünkü bütçemiz sınırlı ve bütçemizi yıllara yayarak bu işleri yapabiliyoruz.” Üniversitemizin koyduğu hedefleri bir bir yakalayarak üniversiteler sıralamasında da mesafe kaydettiğini ifade eden Rektörümüz Karaaslan sözlerini şöyle tamamladı. “Üniversitemiz, üniversiteler arasında bilimsel yeterlilik sıralamasında değişik faktörlere göre 29. Sıradadır. Son yaptığımız hamlelerle geldiğimiz noktanın hepimiz heyecanlandırması muhakkaktır. Başarılarımız sürekli olmasını temenni ederek laboratuvarımızın üniversitemize, Kütahya’ya ve Türkiye’ye güzel sonuçlar vermesini temenni ediyorum.” dedi. Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karaaslan'ın ardından bir konuşma yapan Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Vekili ve Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Altuncu; Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nün 1993-1994 eğitim öğretim yılında faaliyete geçtiğini 94-95 yılında da lisans öğrencisi almaya başladığını ifade ederek şunları söyledi: “ Bölümümüz 2012-2013 yılında Doktora Programına başladı. Bugün itibariyle bölümümüzde 716 lisan öğrencisi,131 yüksek lisans ve doktora öğrencisi eğitim ve öğretimine devam etmektedir. Bölümümüz şuana kadar 1154 mezun verdi ve Türkiye’de piyasada çalışan her 70 mühendisten 1’ibizim Üniversitemizden mezun oldu.” Çağın gerektirdiği donanıma sahip Elektrik-Elektronik Mühendisleri yetiştirme çabası içerisinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Ahmet Altuncu son 20 yıl içerisinde bölümlerinin üniversiteler arasında 20-25. sıraya girmeyi başardığını ifade ederek şunları söyledi: “Bölümümüz çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılmış uluslararası düzeyde rekabet edebilen toplumun sorunlarına çözüm üretebilen evrensel değerlere duyarlı meslek ahlakını özümsemiş nitelikli Elektrik Elektronik Mühendisleri yetiştirmek için çaba sarf etmektedir. Mühendislikte laboratuvar eğitimi büyük önem arz etmektedir. Bizde son 20 yıl içerisinde laboratuvar eğitimine ciddi oranda yatırım yaptık. Üniversitemiz, TÜBİTAK ve diğer kuruluşların destekleriyle çok kaliteli laboratuvar kurdu. Yeni yapılan laboratuvarımızın iç kısmı tamamen restore edildi. Çelik konstrüksiyonla asma kat yapıldı ve ısıtma sistemi geliştirildi. Laboratuvarımız son teknoloji ile donatıldı. Biyomedikal laboratuvarı, temel elektronik devre laboratuvarı, mikro denetleyici laboratuvarı, elektrik laboratuvarı, kontrol laboratuvarı gibi 10 farklı alanda hizmet verebilecek lisans ve yüksek lisans öğrencilerine hitap eden laboratuvarlar ortaya çıktı.” Prof. Dr. Ahmet Altuncu, kendileri için güzel çalışma ortamı hazırlayan başta Rektör Prof. Dr. Ahmet Karaaslan olmak üzere, Rektör Yardımcılarına, Yapı İşleri Teknik Başkanlığına teşekkür etti. Konuşmaların ardından Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karaaslan laboratuvar hizmet binasını yerinde inceledi ve cihazlar hakkında uzmanlardan ayrıntılı bilgi aldı. Açılışa Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Karaaslan’ın yanı sıra Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Erdoğan, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Şan, Öğretim Üyeleri, akademik ve idari personel katıldı.