TÜRKİYE’DE 11. DÜNYADA 542. SIRADA
FAKÜLTEMİZ FİZİK BÖLÜMÜ “ÜNIVERSITELERİN ALANLARA GÖRE SIRALAMASI” LİSTESİNDE TÜRKİYE’DE 11., DÜNYADA 542. SIRADA YER ALMIŞTIR. Yükseköğretim kurumlarının akademik başarılarını değerlendirmek için bilimsel metodlar geliştirmek ve yapılan çalışmaların sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmak amacıyla 2009 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Enformatik Enstitüsü bünyesinde kurulan URAP (University Ranking by Academic Performance) Araştırma Laboratuarı’nın, 02.07.2014 tarihinde yayınladığı “Üniversitelerin Alanlara Göre Sıralaması” listesinde Fakültemiz Fizik Bölümü Türkiye’de 11., dünyada 542. sırada yer almıştır.  Sıralamada, YÖK, ÖSYM, Web of Science gibi güvenilir kaynaklardan alınan ve yayın sayısı, kişi başına düşen yayın sayısı, atıf sayısı, kişi başına düşen atıf sayısı, toplam bilimsel döküman sayısı, kişi başına düşen toplam döküman sayısı, doktora öğrenci sayısı, doktora öğrenci oranı, kişi başına düşen öğrenci sayısı gibi bilimsel üretkenliğe dayanan veriler kullanılmaktadır. Listeye http://tr.urapcenter.org/alan_siralamasi/field.html adresinden ulaşabilirsiniz.
Nature Nanotechnology Dergisinde Üniversitemiz İmzalı İkinci Makale
Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Şen’in “Molecular recognition using corona phase complexes made of synthetic polymers adsorbed on carbon nanotubes” isimli makalesi etki faktörü 31.7 olan ve Nanoteknoloji alanının en saygın dergilerinden biri olan “Nature Nanotechnology” dergisinde basılmıştır. Dr. Şen, ‘Yapılan bu çalışmanın sensör biliminde çok önemli bir yere sahip olduğunu ve bu çalışmanın ışığında Alzheimer, Parkinson vb gibi çok sayıda hastalığın önceden tespitine yönelik çalışmalar yapıldığını’ ifade etti. Ayrıca yine bu çalışmanın paralelinde B2 ve E gibi vitaminleri ayrı ayrı tespit edebilen sensörlerin geliştirildiği ve bu çalışmaların artarak devam ettiği belirtildi. Dr. Şen ‘Sadece bu çalışma sağlık alanında kalmayıp dünyada ‘TNT’ gibi dinamit içeriği olan malzemelerin önceden tespit edilmesini sağlayacak biyosensör çalışmalarının üniversitemiz bünyesinde yapılmasının planlandığını ifade etti. Özellikle askeri açıdan çok önemli olabilecek bu çalışmaların çok kısa bir sürede bitirilmek istendiği ve ülkemize yararlı gelişmelerin yapılmasının öneminden bahseden Dr. Şen son olarak da ‘bu konularla ilgili üniversitemiz bünyesinde Avrupa Birliği projeleri yazılmış olup Türkiye genelinde her türlü ortak çalışmaya açık olduklarını ve bu çalışmaların artarak devam edeceğini belirtti.’ Makale Bilgileri: “Karbon nanotüpler yüzeyine tutturulmuş sentetik polimerlerden oluşan korona faz komplekslerinin yardımıyla moleküler tanımlama - Molecular recognition using corona phase complexes made of synthetic polymers adsorbed on carbon nanotubes” (DOI: 10.1038/NNANO.2013.236)       
Uluslararası Arkeoloji Sempozyumu Yapıldı
Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Arkeoloji Sempozyumu düzenlendi. Sempozyum açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Yunus Erdoğan şunları belirtti: “Bilimsel toplantıların bilim hayatımızda çok önemli bir yeri vardır. Gerçekten bu toplantıları düzenlemek çok meşakkatli bir iştir. Sempozyumu düzenleyen Arkeoloji Bölümü’ne teşekkür ediyorum.” Sempozyumun açılışında bir konuşma yapan Arkeoloji Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Nejat Bilgen sempozyumun Erken Tunç Çağının incelendiği bir sempozyum olduğunu kaydederek; Seyitömer Höyük kazılarıyla ilgili bilgiler verdi. Seyitömer Höyüğünün 25 m yükseklikte ve 150x140 m. çapı olduğunu hatırlatan Bilgen, Höyük altında 12 milyon ton kömür rezervinin olduğunu ve Höyük kazısının da bu rezervin çıkarılması için yapıldığını ifade etti. Tarihin Derinliklerinde Birçok Mimari Esere Ulaşıldı İki günde altı oturum halinde devam eden Sempozyumun ilk oturumu Prof. Dr. Aliye Özden’in oturum başkanlığında gerçekleşti. Birinci oturumda “Erken Tunç Çağı’nda Seyitömer Höyük” başlığı altında bir sunum yapan Prof. Dr. Nejat Bilgen,  Tarihin sırlı hazinesi olarak nitelendirilen Seyitömer Höyük’te yüzlerce tarihi eseri gün yüzüne çıkardıklarını belirterek çıkan eserler ve mimari yapılar konusunda bilgiler vererek şunları söyledi: “Seyitömer Höyüğü, Kütahya’nın 25 km kuzeybatısında, Çelikler Seyitömer Elektrik Üretim AŞ. Rezerv sahasında, eski Seyitömer Kasabası’nın bulunduğu alan içerisinde yer almaktadır. Seyitömer Höyük Kazısı Projesinin amacı: höyüğün etkilediği alanda bulunan 12 milyon ton kömürü kullanılabilir duruma getirmek. 2006 yılında başlatılan ve 2006-2013 yılları arasında birçok mimari esere ulaştık.” Bilgen, Seyitömer Höyükte Roma ve Helenistik dönem katmanlarının kaldırıldığını belirterek dönemler ve dönemlerde ilgili kazılarda bulunan buluntular konusunda bilgiler verdi. Bilgen, yaklaşık 8 yılda, 4 tane uluslararası sempozyum gerçekleştirdiklerini bunun yeni kurulmuş bir bölüm için oldukça önemli olduğunun altını çizerek “Bence iki önemli adım var. Biri Seyitömer’de gerçekleştirmekte olduğumuz kazı. İkincisi de bu kazıda çaba gösteren öğrencilerimiz. Bu iki etkenin, bize katkılarıyla 4. Uluslararası Arkeoloji Sempozyumu’nu yapma fırsatını yakaladık.”dedi. Öğr. Grv. Zeynep Bilgen de Sempozyumda Seyitömer Höyük’te bulunan kült kapları konusunda bilgileri dinleyicilerle paylaşırken; yine Seyitömer Höyüğe yakın bir alanda Seyitömer – Arslanlı köyü arasında bulunan Çiledir Höyükte Erken Tunç Çağı Bulgularını Ark. Metin Türktüzün, Ark. Serdar Ünan ve Ark. Semih Ünal paylaştılar.  Sempozyumda gerçekleştirilen oturumlarda; Öğr. Gör. Nazan Ünan, Dr. Nazım Kamış, Yrd. Doç. Dr. Erkan Fidan, Yrd. Doç. Dr. Fikret Özbay, Arş. Gör. Asuman Kuru, Yrd. Doç. Dr. Sinem Türkteki, Arş. Gör. Semra Çarıkoğlu, Prof. Dr. Nejat Bilgen, Prof. Dr. Halime Hüryılmaz, Prof. Dr. Turan Efe, Doç. Dr. Ayşegül Aykurt, Yrd. Doç. Dr. Ralf Becks, Dr. Tayfun Caymaz, Ark. Halil Hamdi Ekiz, Yrd. Doç. Dr. Figen Çevirici Coşkun, Ark. Laura Harrison, Arş. Gör. Rabia Akarsu, Yrd. Doç. Dr. Derya Yılmaz, Yrd. Doç. Dr. Murat Türkteki, Öğr. Gör. Zeynep Bilgen, Dr. Barbara Horejs- Christopher Britsch, Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün- Jesus Gil Fuensanta, Yrd. Doç. Dr. Deniz Sarı, Doç. Dr. Umut Türkcan-Ark. Cansu Topal, Ark. Metin Türktüzün, Ark. Serdar Ünan, Ark. Semih Ünal, Yrd. Doç. Dr. Derya Yalçıklı, Ark. Borislan Ivanov Borsilavov, Dr. Fulya Dedeoğlu yaptıkları çalışmalar konusunda bilgiler sundu.
Tarihin Gizli Hazinesi Seyit Ömer Höyüğün'de
Kütahya İlinin 26. km kuzeybatısında yer alan Seyitömer Höyüğü 150x140 m. çapında 23.5 m. yüksekliğinde eski bir yerleşim yeridir. Höyük mavi yeşil renkli marn adı verilen killi kayalık tabakanın üzerinde oturmakta ve bu tabakanın altında da Linyit kömürü tabakası bulunmaktadır. Seyitömer Höyüğü’nün altında bulunan 12 milyon ton kömür rezervinin kullanılabilir duruma getirilmesi için 1989 yılında Eskişehir Müze Müdürlüğünce başlatılan kazı çalışmalarına 1990 yılında Afyon Müze Müdürlüğünce devam edilmiştir. 1989-1995 yılları arasında yapılan çalışmalarda höyüğün ancak 1/10’luk kısmı kazılmıştır. Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) ve Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TKİ) arasında 5 yıllık bir protokol imzalanarak 2006 yılında Seyitömer Höyüğü kazılarına yeniden başlanmıştır. Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. A. Nejat Bilgen başkanlığında DPÜ-Arkeoloji Bölümü elemanlarınca kazı çalışmaları halen devam etmektedir. 2006 yılından günümüze yapılan arkeolojik kazılar sonucunda, höyüğün 5000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu; Tunç (Orta ve Erken Tunç), Akhaemenid, Hellenistik, Roma, dönemlerinde yoğun olarak iskân edildiği saptanmıştır. I. Tabaka (Roma Dönemi). II. Tabaka (Hellenistik Dönem: M.Ö. 334-30) II-A: Geç Evre. II-B: Erken Evre. III. Tabaka (Akhaemenid Dönem: M.Ö. 500-334) III-A: M.Ö. 4. yüzyıl (400-334) III-B: M.Ö. 5. yüzyıl. IV. Tabaka (Orta Tunç Çağ) IV-A: Geç Evre: (M.Ö. 1750-1700) IV-B: Orta Evre: (M.Ö. 1790-1750) IV-C: Erke Evre: (M.Ö. 20. yüzyıl-19. yüzyıl) V. Tabaka (Erken Tunç Çağ: M.Ö. 3000-2000) V-A: Erken Tunç Çağ III
Haberler
Üniversitemiz BESYO’da Özel Yetenek Sınavlarına Yoğun İlgi
Doç. Dr. Mehmet ACET “Sınavlarımız, Doğru, Güvenilir, Adil Ve Obkektif Yapılıyor” DPÜ BESYO öğrencisi olmak isteyen öğrencilere, Özel Yetenek Sınavlarının başlamasından önce bir konuşma yapan BESYO Müdürümüz Doç. Dr. Mehmet Acet, amaçlarının sporcular arasında en iyilerini seçip spor eğitimcisi olarak yetiştirmek olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Üniversitemiz Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Özel Yetenek Sınavı ile öğrenci alımına 1994 yılında başladı. Bugün 21. Sınavımızı düzenlemenin mutluluğu içerisindeyiz. Özel yetenek sınavlarında amaç belirli bir düzeyde spor yapmış ve sporu bir yaşam biçimi olarak benimsemiş sporcular arasından en iyilerini seçip spor eğitimcisi yetiştirmektir. Son yıllarda yeni açılan üniversiteler ve artan öğrenci kontenjanı yanında spor eğitimi veren okul sayısındaki artış ve beden eğitimi ve spor öğretmenliği atamalarındaki kontenjan kısıtlaması nedeniyle bölümlere başvuru sayısı her geçen gün düşmektedir. Buna rağmen yüksekokulumuzda akademik kadromuzun gün geçtikçe zenginleşmesi, eğitim kalitesinin yükselmesi, üniversite takımlarının ulusal düzeydeki başarıları, milli sporcularımızın Dünya, Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonları, Akdeniz ve Karadeniz Oyunlarında kazandıkları madalyalar ve özgün sınav sisteminden ötürü yüksekokulumuza ilgi her geçen gün artmaktadır. Sınavlarımıza yurdun tüm illerinden müracaatlar, sınavların doğru, güvenilir ve objektif yaptığımızı göstermektedir. Üniversitemiz sınavlarının adil ve güvenli biçimde yapılması için her türlü hazırlık yapılmış bulunmaktadır” dedi. Doç. Dr. Acet, sınavların en iyi bir biçimde yapılması için destek ve katkılarından dolayı Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Karaaslan ile akademik ve idari personelimize teşekkür etti. 1180 Öğrenci Dpü Besyo Öğrencisi Olmak İçin Kıyasıya Yarışıyor Doç. Dr. Mehmet Acet, sınavlara 27’si bayan, 37’si erkek olmak üzere 64 milli sporcunun katıldığını kaydederek, atletizm dalında 23 bayan, 104 erkek; basketbolda 15 bayan, 98 erkek; futbolda 30 bayan, 536 erkek; hentbolda 29 bayan, 120 erkek; güreşte 38 erkek; voleybolda 49 bayan, 74 erkek olmak üzere toplamda 173’ü bayan, 1007’si erkek olmak üzere toplam 1180 adayın DPÜ BESYO öğrencisi olmak için başvuruda bulunduğunu söyledi.  Milli Sporcuların Dpü Tercihi Memnuniyet Verici 27’si bayan, 37’si Erkek olmak üzere 64 milli sporcunun özel yetenek sınavlarına katıldığını belirten Doç. Dr. Acet, milli sporcuların DPÜ tercihinin de memnuniyet verici olduğunu söyledi. Sınavların Objektif Ve Güven İçinde Geçmesi İçin Önlemler Alındı Sınavlarının adil, güvenli ve objektif biçimde yapılmasını sağlamak için gereken önlemlerin alındığı görüldü. Kapalı Spor Salonunda yapılan bazı sınavların dışarıda öğrenci ve aileler tarafından izlenmesi için ekran kuruldu. Objektif değerlendirme için bilgi teknolojilerinden yararlanılan sınavlar kameralarla da kayıt altına alınıyor. Sağlık Ekibi Ve Ambulans Hazır Bekletiliyor Ortaya çıkabilecek olası sağlık sorunları ve sakatlanmalara karşı ambulans ve sağlık ekibinin hazır bekletildiği görüldü. Aday Öğrencilerde Heyecanlı Bekleyiş Özel Yetenek Sınavlarına katılan aday öğrenciler, yarışmaya katılmak için sıralarını beklerken heyecanlı oldukları gözlerden kaçmıyordu. İlk gün başlayan özel yetenek sınavlarına katılan adaylar, DPÜ BESYO öğrencisi olabilmek için en iyi performanslarını sergilemeye çalıştılar. DPÜ BESYO Özel Yetenek Sınavları iki aşamalı olarak gerçekleştirilecek. Birinci aşamada sportif beceri testi uygulanacak; II. aşamaya kalan adaylarda sürat ve kondisyon testleri uygulanacak. İlan edilen kontenjan sayısı kadar aday elde ettikleri derecelere göre sıralanarak DPÜ BESYO öğrencisi olmaya hak kazanacak.
Yabancı Öğrenciler Üniversitemizi Çok Sevdi
Türkçe öğrenmek için gelen Makedon ve Erasmus Değişim Programı öğrencileri Kütahya’yı ve Üniversitemizi gezerek Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Karaaslan’dan DPÜ hakkında bilgi aldılar. Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Karaaslan şunları ifade etti: “Yabancı öğrencileri Üniversitemizde ağırlamaktan son derece mutluyum. Memleketlerine döndüklerinde anlatacakları çok şey olacak. Kütahya’mıza ve Üniversitemize gelen her yabancı misafirimizin yaşadığı hayranlığı onlarda da görüyorum. Bizim vizyonumuz uluslararası alanda kendini kabul ettirmiş bir üniversite olmak. Bunun için de çalışmalarımıza durmadan devam ediyoruz.” Görüşme sırasında duygu ve düşüncelerini paylaşan öğrenciler özetle şunları vurguladı: “Buraya gelinceye kadar Kütahya ve Dumlupınar Üniversitesi hakkında bilgimiz yoktu. Ancak görüyoruz ki beklentilerimizin çok üstünde bir üniversite bulduk. Mimarisi çok etkileyici, kampüs çok ferah, insanlar yardımsever ve sıcaklar.” Kaldıkları süre boyunca Türk kültürünü, örf ve adetlerini yakından tanıma fırsatı bulan öğrenciler Rektörümüz Karaaslan’ın Eşi Cemile Karaaslan’ın düzenlediği yemeklerde Türk mutfağını da tattı. Ayrıca Kütahya gezilerinin dışında bir dizi etkinlik kapsamında Cemile Karaaslan ile birlikte yabancı öğrencilere Yrd. Doç. Pınar Yazgaç tarafından ebru sanatı hakkında bilgiler verilip ardından öğrencilere ebru yaptırıldı.  
Kütahya’da Bronkoskopik Hacim Küçültme Tedavisi İlk Kez Uygulandı
Prof. Dr. Erdoğan Çetinkaya işlem sonrası şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye’de sadece iki büyük hastanede yapılan Bronkoskopik Hacim Küçültme Tedavisi bundan sonra Kütahya’da da tamamen ücretsiz olarak yapılacaktır. Bu işlem tüm ilaç tedavilerine rağmen nefes darlığı olan, ileri derece KOAH ve ileri derecece Amfizem hastalarına yapılan bazı tetkiklerden sonra hastanın da kabul etmesi üzerine bilinçli sedasyon uygulanarak gerçekleştiriliyor. Seçilmiş uygun hasta grubunda akciğer lobları arasındaki hava giriş çıkış volümünün yeterli olup olmadığı ölçüldükten sonra akciğer lob girişlerine bir valf yerleştiriliyor ve sistem içeriye hava girişini engellerken içerdeki havanın ve balgamın dışarı rahatça çıkmasını sağlıyor. Bu işlem sayesinde hastanın egzersiz kapasitesi iyileşiyor ve yaşam kalitesi artıyor. Bugün yaptığımız işlem de gayet başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Hastamıza geçmiş olsun derken beni burada misafir eden sayın fakülte yöneticilerine ve Dr. Ümran Hanım’a teşekkür ediyorum”. İşlem sonrası hasta Mustafa Ali Özümer ise duygularını; “Bu benim için bulunmaz bir nimet. Rabbime şükürler olsun, devletimizden ve doktorumdan Allah razı olsun. İnsan hasta iken sadece kendini düşünmüyor, eşini, çocuğunu ve yakınlarını da düşünüyor. Benim gibi KOAH hastalığı uzun süre devam edenler zorluğunu bilir. Hocamız benim için İstanbul’dan geldi ve işlem bu sayede uygulandı. Allah hepsinden tekrar tekrar razı olsun.” diyerek ifade etti.